<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Felsefe Günlüğü</title>
	<atom:link href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com</link>
	<description>Bilgi, Mutlak Doğru ve İyi Olandır!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Apr 2012 07:06:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Kant, Marx ve Hegel&#8217;e Göre Varlık Nedir?</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/kant-marx-ve-hegele-gore-varlik-nedir.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/kant-marx-ve-hegele-gore-varlik-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 01:05:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgeliği Sevenler]]></category>
		<category><![CDATA[Georg Wilhelm Friedrich Hegel]]></category>
		<category><![CDATA[Immanuel Kant]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Marx]]></category>
		<category><![CDATA[Varlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[1. Kant&#8217;a Göre Varlık şu şekilde açıklanabilir; Her şeyin; bize ulaşan ve bizim ulaştığımız her şeyin yolu, ister konuşulsun, ister konuşulmasın, ‘o vardır’ın üzerinden geçer. (s. 76) Kant varlık tartışmasında büyük bir adım atmıştır. Kant bu adımı geleneğe olan bağlılığı &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/kant-marx-ve-hegele-gore-varlik-nedir.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><div id="attachment_130" class="wp-caption alignleft" style="width: 301px"><a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/LifeEnergy2_KirlianInfusion.jpg"><img src="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/LifeEnergy2_KirlianInfusion-291x300.jpg" alt="Varlık" title="Varlık" width="291" height="300" class="size-medium wp-image-130" /></a><p class="wp-caption-text">Varlık</p></div><strong>1. Kant&#8217;a Göre Varlık şu şekilde açıklanabilir;</strong></p>
<p>Her şeyin; bize ulaşan ve bizim ulaştığımız her şeyin yolu, ister konuşulsun, ister konuşulmasın, ‘o vardır’ın üzerinden geçer. (s. 76)</p>
<p>Kant varlık tartışmasında büyük bir adım atmıştır.</p>
<p>Kant bu adımı geleneğe olan bağlılığı yolu ile, aynı zamanda geleneğin farklı bir ışık altında yeniden aydınlanmasını sağlayacak şekilde, onunla bir tartışma içine girerek atmıştır.</p>
<p>“Varlık açıkçası gerçek bir yüklem değildir; yani herhangi bir şeyin, bir şey’in kavramına katılabilir bir kavramı değildir. O, sadece bir şeyin ya da belli kendinde belirlenimlerin konumudur.” (Kant) (s. 77)</p>
<p>Acilen ihtiyacımız olan, geleneğe dikkatli ve düşünen bir kulak vermedir.<span id="more-129"></span></p>
<p>“Varlık, açıkçası gerçek bir yüklem değildir; yani herhangi bir şeyin kavramına katılabilir bir kavram değildir. O, sadece bir şey’in ya da belli kendinde belirlenimlerin konumudur.” (kant) (s. 79)</p>
<p>Varlık sorusu, var olanın varlığı sorusu olarak karşımıza ikili olarak çıkar.</p>
<p>…var olanın varlığına dair ikili soru, kendisini onto-teo-loji başlığı altında özetlememize izin verir.</p>
<p>Varlık kendisini ‘temel’ (grund) dediğimiz şey olarak gösterme niteliğine sahiptir. Genel olarak var olan, var olanın her türlü incelemesinin üzerinde devindiği zemin olma anlamında, temeldir.</p>
<p>En yüksek var olan anlamındaki var olanı, tüm var olanı varlığa gelmeye bırakan olma anlamında temeldir. (s. 80)</p>
<p>Kant için gerçeklik edimsellik anlamına gelmez, tözlük anlamına gelir. (s. 81/82)</p>
<p>Bir şeyin içeriğini onun kavramında tasarlayabiliriz.</p>
<p>Varoluş, orada-varlık; yani varlık açıkçası gerçek bir yüklem değildir.</p>
<p>Varlık sadece bir şeyin ya da belli kendinde belirlenimlerin konumudur.</p>
<p>‘Kendinde’ ifadesi burada ‘kendinde şey’, bilinçle ilişkisiz halde var olan bir şey anlamına gelmemektedir. ‘Kendinde’ olanı, başkası ile olan ilişkisi bakımından bu ya da şu olarak tasarımlanan bir şeye karşı bir belirlenim olarak anlamalıyız. (s. 82)</p>
<p>Tasarımlamada, bir şeyi kendi önümüze koyarız ve böylece o şey yerleşmiş, konmuş bir şey olarak bizim karşımızda, bir nesne olarak durur. Konum olarak varlık, bir şeyin yerleştirilen tasarımdaki yerleştirimi demektir. (s. 83/84)</p>
<p>Konum, ancak bir duygulanımın konumu olarak Kant’ın var olanın varlığından ne kastettiğini anlamamıza izin veriyor. (s. 87)</p>
<p>Bizler ne birliği ve birleşmeyi logos’un derleyerek açığa çıkaran karakteri üzerinden, ne varlık’ı kendi kendisini açığa çıkaran bulunurluk olarak, ne de bu her ikisinin Greklerin de düşünmeden bıraktığı aidiyet üzerinden düşünüyoruz. (s. 89)</p>
<p>Varlık ve varoluş kendilerini anlama yetisinin kullanımı üzerinden belirlerler. (s. 91)</p>
<p>Mümkünat, bir şeyle uzlaşıyor olmaktır.</p>
<p>Fiiliyat, bir şeyle bağlamlanıyor olmaktır.</p>
<p>Zorunluluk, bir şeye bağlanıyor olmaktır. (s. 96)</p>
<p>Varlık ve düşünme başlığı, bize varlığın ve düşünmenin özdeş olduğunu söyler.</p>
<p>“Çünkü düşünme ve varlık aynıdır.” (Parmenides) (s. 104)</p>
<p>Varlık var olamaz. Eğer olsaydı, o zaman varlık olmaktan çıkar, bir var olan olurdu.</p>
<p>Ama varlığı ilk kez düşünen düşünür olan Parmenides, 6. Fragmanında: “yani o varlıktır, yani bulunma, bulunuşa gelir” demez mi?</p>
<p>Bulunmaya bırakmak</p>
<p>Varlık aslında bulunurluğu verendir. (s. 106)</p>
<p><div id="attachment_131" class="wp-caption alignright" style="width: 248px"><a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/2703_leyla_varlik2.jpg"><img src="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/2703_leyla_varlik2-238x300.jpg" alt="Varlığın Resmi" title="Varlığın Resmi" width="238" height="300" class="size-medium wp-image-131" /></a><p class="wp-caption-text">Varlığın Resmi</p></div><strong>2. Marx&#8217;a göre varlık şu şekildedir;</strong></p>
<p>Marx’a göre evrendeki herşey diyalektik bir çatışmalı gelişim içindedir. Tez ve antitez birbiriyle savaşırken aynı zamanda yeni sentezlerde bir araya gelir, ancak her sentez aynı zamanda yeni bir tezdir de. Bu kaçınılmaz bir süreçtir.</p>
<p>Marx, Hegel’den aldığı bu diyalektik anlayışı, tarihe uygulayarak, tarihin materyalist bir yorumunu elde eder. Bu anlayışa göre tarih, ekonomik olayların belirleyici rolü oynadığı bir tür sınıf savaşları tarihidir.</p>
<p>Üretim araçları, üretim ilişkileri, üretim biçimi, üretim araçlarına sahip olma durumu Marx’a göre toplumal altyapıyı oluşturur. Bu alt yapı ise siyaseti, ekonomiyi, hukuk sistemlerini, ahlak teorilerini, felsefi sistemleri, düşünce dünyasını belirler. Marx, altyapının belirlediği bu unsurlara üstyapı der.</p>
<p>Marx’ a göre içinde bulunduğumuz çağdaş toplum da, diyalektik ve tarihsel yasalara bağlı olarak, yani içinde barındırdığı tezve antitezin çatışması sonucu yeni bir sentezle, komünist yani sınıfsız toplumla sonlanacaktır.</p>
<p><strong>3. Hegel&#8217;e göre varlık şu şekildedir;</strong></p>
<p>Hegel&#8217;e göre, insan, bilgide kendisinin dışında olan, kendisinin yaratmadığı ve insandan bağımsız olan bir dünyayı tecrübe etmektedir. Bu doğal dünya bütünüyle zihnin eseridir, fakat biz insanların zihinlerinin eseri değildir; bilgimizin nesneleri bizim zihinlerimiz tarafından yaratılmamıştır. Bundan Hegel&#8217;e göre, şu sonuç çıkar: Bu dünya, bu dünyayı meydana getiren ve bilgimizin konusu olan nesneler, sonlu bireyin, insanın zihninden başka bir zihnin eseri olmalıdır. Bilginin nesneleri ve dolayısıyla bütün bir evren mutlak bir öznenin, mutlak bir Zihin, Akıl ya da Tinin ürünüdür. Hegel&#8217;in Tin, Geist, İde, Mutlak, Mutlak Zihin adını verdiği bu</p>
<p>tinsel varlık, tüm bireysel, sonlu insan ruhlarının dışındaki nesnel bir varlık olup, Tanrı&#8217;dan başka bir şey değildir. Hegel, Mutlak Zihnin, Geist&#8217;in özüne, insan aklı tarafından nüfuz edildiğine inanır, çünkü Mutlak Zihin, insan aklının işleyişinde olduğu kadar, doğada da açığa çıkar.</p>
<p>Yani, Geist kendisini Hegel&#8217;e göre, doğada ve insan aklında ifade eder. Ona göre, gerçekliğin tümü yalnızca bir İde, Mutlak ya da Nesnel Akıl, bir Mutlak Tin aracılığıyla anlaşılabilir. Bu Mutlak Akıl, dünya tarihi boyunca bir evrim süreci içinde olmuştur. Mutlak Akıl aşkın, kendi kendisine yeten, kendi kendisinin mutlak olarak bilincinde olan, tam olarak bağımsız bir varlık olmaya çalışmaktadır. Söz konusu evrim süreci, mutlak Aklın tam olarak rasyonel ve anlaşılır bir varlık haline gelme çabasıdır.</p>
<p>Rüzgar Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/kant-marx-ve-hegele-gore-varlik-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karl Marx&#8217;ın Dünyayı Değiştirme Fikri</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/karl-marxin-dunyayi-degistirme-fikri.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/karl-marxin-dunyayi-degistirme-fikri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 00:58:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgeliği Sevenler]]></category>
		<category><![CDATA[Anti Dogmatizm]]></category>
		<category><![CDATA[Değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Marx]]></category>
		<category><![CDATA[Marksist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle söylemeliyiz ki, Marksizmin temeli materyalizmdir. Yani Marksizm tüm gerçekliğin özünün madde olduğu, bilincin maddeyi değil maddenin bilinci yarattığı fikrinden hareket eder. Dolayısıyla dünyanın aslında kurulmuş olan temel fikri olan öteki dünya bilgisinin ve bununla birlikte varlığın diğer alanının olmadığını &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/karl-marxin-dunyayi-degistirme-fikri.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><div id="attachment_127" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/Karl-Marx-Biography.jpg"><img src="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/Karl-Marx-Biography-300x224.jpg" alt="Karl Marx" title="Karl Marx" width="300" height="224" class="size-medium wp-image-127" /></a><p class="wp-caption-text">Karl Marx</p></div>Öncelikle söylemeliyiz ki, Marksizmin temeli materyalizmdir. Yani Marksizm tüm gerçekliğin özünün madde olduğu, bilincin maddeyi değil maddenin bilinci yarattığı fikrinden hareket eder. Dolayısıyla dünyanın aslında kurulmuş olan temel fikri olan öteki dünya bilgisinin ve bununla birlikte varlığın diğer alanının olmadığını bunun maddenin kendinin yarattığını ve bunun değiştirilmesi gerektiğini savunmaktadır.</p>
<p>İşçi hareketinin sağ kanadı ve sol kanadın bir kısmı Marksist teorinin bir dogma olduğuna, “teori”nin eylemcinin sırtındaki 300 kiloluk yüke benzediğine ve bu yükten ne kadar çabuk kurtulunursa o kadar aktif ve etkili olunabileceğine inanmaktadır.<span id="more-126"></span></p>
<p>Ama bu, Marksist teorinin tüm doğasının kökten yanlış anlaşılmasıdır. Aslına bakacak olursak Marksizm dogmanın tam zıddı olup, tam da etrafımızda gerçekleşen değişim süreçleriyle başa çıkmanın yöntemidir.</p>
<p>Hiçbir şey sabit değildir ve hiçbir şey olduğu yerde durmaz. Formalistler, toplumu donuk bir fotoğraf gibi görürler ve şeylerin neden ve nasıl değiştiğini anlamadıkları için karşılaştıkları durumlardan korkabilirler. Bu türden bir yaklaşımın, değişimin kaçınılmazlığını anlamadan şeyleri oldukları gibi kabul eden dogmatik bir kavrayışa yol açması kolaydır.</p>
<p>Karl Marx&#8217;a kadar filozoflar hep dünyayı anlamaya çalışıyorlardı. Ve farklı farklı dünya görüşleri üzerinde yoğunlaşılıyordu. Fakat Marx bunun tam anlamıyla yetmeyeceğini ve dünyanın değiştirilmesi gerektiğini öne sürerek, Diyalektik Materyalizm denilen akımın doğmasını sağlamıştır. Bu sayede Marx&#8217;tan sonra gelen filozofların bir kısmı artık dünyanın aynı kalması ve onun üzerinde yoğunlaşılması yerine onu nasıl değiştirerek daha iyi bir gezegen haline çevrilebilir bunu düşünmeye başlamışlardır.</p>
<p>Rüzgar Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/karl-marxin-dunyayi-degistirme-fikri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Georg Wilhelm Friedrich Hegel&#8217;in Güzellik Anlayışı</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/georg-wilhelm-friedrich-hegelin-guzellik-anlayisi.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/georg-wilhelm-friedrich-hegelin-guzellik-anlayisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 00:55:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgeliği Sevenler]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Geist]]></category>
		<category><![CDATA[Georg Wilhelm Friedrich Hegel]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[Hegel&#8217;e kadar gelen bütün estetikler düğümlenir ve Hegel&#8217;den sonra gelen estetikler de bu düğümün bir açılışıdır. Hegel güzellik ile doğruluk arasında içten bir uyum (armoni) bulur. Şöyle demektedir “bir güzelliğin ide olduğunu söylüyoruz.”. O zaman güzellik ve doğruluk aynı anlama &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/georg-wilhelm-friedrich-hegelin-guzellik-anlayisi.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><div id="attachment_124" class="wp-caption alignleft" style="width: 230px"><a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/220px-Hegel.jpg"><img src="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/220px-Hegel.jpg" alt="Georg Wilhelm Friedrich Hegel" title="Georg Wilhelm Friedrich Hegel" width="220" height="252" class="size-full wp-image-124" /></a><p class="wp-caption-text">Georg Wilhelm Friedrich Hegel</p></div>Hegel&#8217;e kadar gelen bütün estetikler düğümlenir ve Hegel&#8217;den sonra gelen estetikler de bu düğümün bir açılışıdır. Hegel güzellik ile doğruluk arasında içten bir uyum (armoni) bulur. Şöyle demektedir “bir güzelliğin ide olduğunu söylüyoruz.”. O zaman güzellik ve doğruluk aynı anlama gelmektedir. Hakikat varlığın doğruluğudur. Güzellik hakikatin yanında ortaya çıkmaz. Eğer hakikat sanat yapıtı içerisine girerse o zaman, güzel olarak görülebilir.</p>
<p>Hegel felsefesinin çıkış noktası mutlak kavramı ya da tin (geist) kavramıdır. Mutlak kavramı, Tin yada ide dinamiktir. Bu dinamiklik diyalektik yapıya monte edilmektedir. Kendi kendine tez olan kavram; ide, Tin kendi dışına çıkmakla kendine ve özüne yabancı bir varlık olmaktadır. Doğa varlığı idenin, tinin özüne yabancı olan bu varlık idenin diyalektik gelişmesinde anti-tez oluşturmaktadır. Tinin diyalektik gelişmesi sentez şeklinde olur. Bunun sonucunda üç tür tin veya psikoloji şekillenmektedir. Bunlar:<span id="more-122"></span></p>
<p>1. Subjektif Tin: Bireysel tindir. Antropoloji, fenemenoloji ve psikoloji bu kapsamdadır</p>
<p>2. Objektif Tin: Özgür istemin objektivitesini göstermektedir. Hukuk ve Ahlak bu kapsamda yer almaktadır.</p>
<p>3. Mutlak Tin: Her iki Tinin sentezidir. Tinin kendi özünü seyretmesi ile Sanat, özün simgelerle ifadesi ile Din, kavram-düşünsel anlamıyla Felsefe doğmaktadır</p>
<p>Sanat güzelliği esas güzellik olup Tinden doğar ve doğal güzellikten farklıdır. Özün görünüşüdür. Güzel Hegel’e göre idedir. Güzellik ise hakikat ile aynı olmaktadır.</p>
<p>Gerçekten tinsel bir Sanatın, ona gösterilen duygudaşlığın ve yaygın kabulün bu temelinden ister modern dünyaya, ister Orta Çağlara, isterse giderek antik çağların bütünüyle yabancı uluslarına ait olsunlar çoktandır bilinen büyük sanat yapıtlarından haz duymak ve onları tanımak için bir alıcılık ve özgürlük doğmuştur. Bu yapıtlar, eskilikleri ya da yabancı uluslara ait olmaları nedeniyle bizim için yabancı bir yan taşısalar da, gene de tüm yabancılıklarını aşan, tüm insanlar için ortak olan bir içerik taşırlar ve ancak kuramın önyargısı tarafından barbarca bir kötü beğeninin ürünleri olarak damgalanabilirler.</p>
<p>Bu sebeple sanatın temelinde Hegel&#8217;e göre önemli olan unsur onun tinselliğidir. Bu safhada sanatın ya da güzel olanın ruhsallık anlamda çağrışımlar yapması gerekmektedir.</p>
<p>Rüzgar Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/georg-wilhelm-friedrich-hegelin-guzellik-anlayisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Immanuel Kant&#8217;ın Kavram Bilgisi</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/immanuel-kantin-kavram-bilgisi.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/immanuel-kantin-kavram-bilgisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 00:51:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgeliği Sevenler]]></category>
		<category><![CDATA[Immanuel Kant]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Algılarımız ile bilemediğimiz karamlar nötrdür. Yani Kant&#8217;ın belirtmek istediği gibi, dünya üzerinde ya da evrenin herhangi bir yerinde algılarımız ile deneyleyebildiğimiz kavramların dışında kalan şeyler aslında bizim paradigmamızın uzanamadığı, doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanamayacağıdır. Dolayısıyla bu kavramlar Kant&#8217;a göre herhangi &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/immanuel-kantin-kavram-bilgisi.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><div id="attachment_119" class="wp-caption alignleft" style="width: 208px"><a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/200px-Kant_Kaliningrad.jpg"><img src="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/04/200px-Kant_Kaliningrad-198x300.jpg" alt="Immanuel Kant" title="Immanuel Kant" width="198" height="300" class="size-medium wp-image-119" /></a><p class="wp-caption-text">Immanuel Kant</p></div>Algılarımız ile bilemediğimiz karamlar nötrdür. Yani Kant&#8217;ın belirtmek istediği gibi, dünya üzerinde ya da evrenin herhangi bir yerinde algılarımız ile deneyleyebildiğimiz kavramların dışında kalan şeyler aslında bizim paradigmamızın uzanamadığı, doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanamayacağıdır. Dolayısıyla bu kavramlar Kant&#8217;a göre herhangi bir şekilde doğru ya da yanlışı teşkil etmemektedir.</p>
<p>Kavram yalın kendi ile ilişki olarak saltık belirlenmişliktir; ama kendi ile ilişki olarak o denli de yalın bir özdeşliktir. Ama belirliliğin bu kendi ile ilişkisi eşit ölçüde belirliliğin olumsuzlanmasıdır, ve Kavram bu kendi ile özdeşlik olarak evrensel olandır. Ama bu özdeşlik olumsuzluk belirlenimini de taşır; kendi ile ilişki olan belirliliğin olumsuzlanmasıdr; böyle olarak Kavram bireysel ya da tekil olandır.<span id="more-118"></span></p>
<p>Kant Kavramların diyalektik bağıntısını görmesine karşın bu ilişkinin doğası üzerine düşünmeden geçer ve çelişki olarak gördüğü şeyi kavramın gerçeği ve bilginin olanağı olarak değil, ama yalnızca usun güçsüzlüğünün bir anlatımı olarak alır. Bu birliği kavramın içeriği bağlamında da görmez, çünkü kavramın bilgi üretici olmasını onun ancak duyusal sezgiden gelen ıvır zıvır görgül içerik tarafından doldurulması koşuluna bağlar.</p>
<p>Varlık, Öz ve Kavram alanları Tinin biçimlerinin temel tasarını ve iç yalın çerçevesini oluşturur. Sezen ve ayrıca duyusal bilinç olarak Tin dolaysız varlık biçimindedir. Düşünen ve algılayan olarak Tin varlıktan Öz ya da Derin-Düşünme evresine yükselmiştir. Ama bu biçimler Mantık Bilimini ilgilendirmezler, tıpkı mantıksal kategorilerin Doğada aldıkları biçimlerin &lt;&gt; ve sonra Uzay ve Zamanın örgensel-olmayan doğa olarak ve örgensel doğa olarak bir içerik ile kendilerini doldurmalarının da bu bilimi ilgilendirmemesi gibi.</p>
<p>Kavramların olmadığı bir dünya ise tamamıyla kaosa dönüşmüş bir gezegen olacaktır. Algılarımızı kategori olmadan kullandığımız zaman sıkıntılara düşeceğimizdir Kant&#8217;ın görüşü&#8230; Burada tamamıyla bilgi kargaşası yaşayacağımız anlamına gelmektedir bu görüş&#8230;</p>
<p>Rüzgar Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/bilgeligi-sevenler/immanuel-kantin-kavram-bilgisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tinselcilik Nedir ve İnsanoğlunun Hayatında, Tinselciliğin Önemi Nedir?</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/tinselcilik/tinselcilik-nedir-ve-insanoglunun-hayatinda-tinselciligin-onemi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/tinselcilik/tinselcilik-nedir-ve-insanoglunun-hayatinda-tinselciligin-onemi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2012 14:04:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tinselcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Big Bang]]></category>
		<category><![CDATA[Carl Gustav Jung]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirler veya Formlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mistik]]></category>
		<category><![CDATA[Numinosity]]></category>
		<category><![CDATA[Öz]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrısal]]></category>
		<category><![CDATA[Tinsellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[Tinselcilik Nedir? Gelenekçi bilime göre, evrenin bilinen tarihi, maddenin tarihidir. Bulunduğumuz evren, kendi kendini yaratır ve Big Bang&#8217;den ilk insana kadar gelişim, herhangi bir sisteme göre olmamıştır, maddesel partiküllerin, doğa yasalarının uyumu ile oluşmuş kompleks bir etkileşimdir. Hayat, bilinç ve &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/tinselcilik/tinselcilik-nedir-ve-insanoglunun-hayatinda-tinselciligin-onemi-nedir.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tinselcilik Nedir?</strong></p>
<p><div id="attachment_109" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/03/tinselcilik.jpg"><img src="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/03/tinselcilik-300x225.jpg" alt="Tinselcilik" title="Tinselcilik Nedir?" width="300" height="225" class="size-medium wp-image-109" /></a><p class="wp-caption-text">Tinselciliğin Önemi</p></div>Gelenekçi bilime göre, evrenin bilinen tarihi, maddenin tarihidir. Bulunduğumuz evren, kendi kendini yaratır ve Big Bang&#8217;den ilk insana kadar gelişim, herhangi bir sisteme göre olmamıştır, maddesel partiküllerin, doğa yasalarının uyumu ile oluşmuş kompleks bir etkileşimdir. Hayat, bilinç ve zekâ; maddesel işlemlerin, ikincil tezahürleri şeklinde görülür. Modern bilinç araştırması ise, bu bakış açısını geçersiz kılar.<span id="more-108"></span></p>
<p>Gündelik hayatımızın dışında yapılmış çalışmalar, bizlere hislerimiz ile ulaşabileceğimiz noktanın daha ötesinde, var oluşun bileşenlerini gözler önüne sermektedir. Kolektif bilinç dışının, arketipleri ile tarihi ve mitolojik alanları, açıkça madde gerçeğinin üstündedir. Gerçek tinsellik, gizli olan gerçekliğin boyutlarının, gün yüzüne çıkarılarak benimsenmesi ve geliştirilmesidir. Toplumdan ayrı olarak öncelikli olarak benliğimiz içerisinde, yalnız olarak öğrenilmesidir. Evet, akıl yolu ile onu bulmak ve yaşamak mümkündür. Platon’un fikirleri veya formları gibi, dünyada ve hayatımızda neler olduğunun bilgisini ve formunu verir.</p>
<p>Deneyleyerek kişinin, bilinçdışına, daha derinlere ulaşmasına, Carl Gustav Jung &#8220;numinosity&#8221; demektedir. Numinous; din, mistik, sihirli, kutsal ve ilahi gibi tanımların aksine daha nötr bir kelimedir. Dolayısıyla bu isimlerin yerine kullanılması daha yerinde olacaktır.</p>
<p>Numinosity kavramı, madde dünyasından oldukça farklı ve kutsal, gerçekliğin müthiş düzeni ile alakalı bir tanımsa sahiptir. Tinselcilik, gerçekliğin boyutları üzerine kurulmuş ve direkt olarak deneyimler ile anlaşılabilir. Dolayısıyla özel bir yere veya tanrısal bağlantıya sahip bir kurum ya da kişiye ihtiyaç duymaz. Bu kişilerin, kilise veya tapınaklara ihtiyacı da yoktur. Çünkü kişilerin kendi bedenleri zaten doğayı kapsamaktadır. Elbette doğanın kendisi de kişinin kendisini kapsamakta ve böylece bir tinsel alan oluşmaktadır. Bu alan her an her yerde mümkündür. Bu nedene dogmatik öğretiler yerine daha çok araştırmacı öğretiler ile insanoğlu tinselliğe (gerçek olana) ulaşması mümkün olacaktır.</p>
<p><strong>İnsanoğlunun Hayatındaki Önemi Nedir?</strong></p>
<div id="attachment_110" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/03/yalnizlik.jpg"><img src="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2012/03/yalnizlik-300x187.jpg" alt="Tinselcilik ve Yalnızlık" title="Tinselciliğin Deneylenerek Kendi İçinizde Çözmek" width="300" height="187" class="size-medium wp-image-110" /></a><p class="wp-caption-text">Tinselciliğin Deneylenerek Kendi İçinizde Çözmek</p></div>
<p>Tinselcilik, insanoğlunun kendisini daha iyi anlayabilmesidir. Dolayısıyla gerçekliği anlayabilmesi ve ona ulaşabilmesi ve sürekli olarak iletişim halinde bulunmasıdır. Tinsellik uğraşını insanoğlu kendi başına araştırarak verdiği zaman gerçek anlamda Öz&#8217;ün varlığını içerisinde bulacaktır. Aslında başından beri Öz&#8217;ü içerisinde barındıran insan bunun farkına varabilecek tek varlıktır. Böylece onu anlayabilecek olandır.</p>
<p>İnsanoğlu nasıl ki bedeni olmadan hayat bulamaz ise, ruhu olmadan huzur bulamamaktadır. Ve her insan bir ruh sahibidir ancak bu ruhun akıbeti ne olacak bu önemlidir. Bunun en iyi şekilde bilinmesi, onun geliştirilmesi ve Öz için hazır bir şekilde beden içerisinde bulundurulmasıdır.</p>
<p>Rüzgar Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/tinselcilik/tinselcilik-nedir-ve-insanoglunun-hayatinda-tinselciligin-onemi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O Biz Mi? Biz O Mu?</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/teoloji/o-biz-mi-biz-o-mu.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/teoloji/o-biz-mi-biz-o-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 23:56:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Atamız]]></category>
		<category><![CDATA[Big Bang]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Patlama]]></category>
		<category><![CDATA[Evrenin Oluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmet Parçacığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrılar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradılış]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlık kendini anlama çabası içerisine girdiği günden beri düşünmektedir. &#8220;Nereden geldik?, Kimiz?, Atamız kim?, Kim yarattı bizi?&#8221; gibi sorular sorarak anlamlandırmaya çalıştı yaşamını&#8230; İnsanoğlu, yaratıcı gücün dışarıda ulaşamayacağı bir yerde olduğunu ya da tamamen kendi içerisinde olduğunu düşünür oldu. Bununla &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/teoloji/o-biz-mi-biz-o-mu.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_73" class="wp-caption alignleft" style="width: 210px"><img class="size-medium wp-image-73" title="Yaratıcı Güçler" src="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2011/12/yaratici-gucler-200x300.jpg" alt="Tanrılar" width="200" height="300" /><p class="wp-caption-text">Yaratıcı Güçler (Tanrılar)</p></div>
<p>İnsanlık kendini anlama çabası içerisine girdiği günden beri düşünmektedir. &#8220;Nereden geldik?, Kimiz?, Atamız kim?, Kim yarattı bizi?&#8221; gibi sorular sorarak anlamlandırmaya çalıştı yaşamını&#8230;<br />
İnsanoğlu, yaratıcı gücün dışarıda ulaşamayacağı bir yerde olduğunu ya da tamamen kendi içerisinde olduğunu düşünür oldu. Bununla ilgili çeşitli deneyler yaptılar; kimi yaratıcı güç olan yüce, kutsal varlığı gökyüzünde aradı ve bununla birlikte Astroloji ile ilgilenir oldu ve yeni bilimler oluştu. Kimi ise kendi içinde aradı O&#8217;nun yüce gücünü, enerjisini. Antropoloji gibi insan bilimleri, insan varlığını araştıran bilim dalları oluştu. Fakat her ne kadar O&#8217;nun gücünü içimizde, gökyüzünde arar olsa da insanlık çoğu zaman kendi olmayı unuttu, kendini bilmeyi unuttu!!!<span id="more-52"></span></p>
<p>Bu evreni yaratmış olan gücün merkezi, insanlığın görebileceği bir yerde değildi. O&#8217;nun merkezi sadece O tarafından bilinirdi&#8230; Sadece O görürdü her şeyi&#8230; Sadece O yaratırdı her şeyi&#8230; Ancak insanoğlu zamanın ilerlemesi ile O&#8217;nu unuttu, deformasyona uğrattı, yıprattı, öldürdü!!! Kendini yüceltti insanlık ve O&#8217;nun yerine geçmeyi düşündü. Bunu tarihin her bölümünde görür olduk. Bakınız binlerce yıl önce insanoğlu Tanrılarını reddeder ve bunun üzerine insanoğlu Tanrılardan daha üstün olduğunu kanıtlamak adına savaş ilan eder. Ve insanoğlu aslında unutur Atasını O&#8217;na ait olduğunu, bir parçası olduğunu&#8230; Fakat bu isyan pek fazla uzun sürmemektedir ve bunun üzerine Tanrılar bu küstahlığı, cezalandırırlar. Böylece insanlık bir müddet yerinde durur ve Tanrıların gazabına karşı dualarını sunar ve yaşam mücadelesi vermek için onlara adaklarını sunmaya devam ederler&#8230;</p>
<p>Her ne kadar da insanoğlu O&#8217;nun varlığını küçümser olsa da O her zaman her yerde var olmuştur. Ve sonsuzdan öteye var olacak olandır. Nasıl ki bizlerin ölümsüz olan ruhlarımız gibidirler&#8230; Ki unutulmamalıdır ki aslında insanoğlunun sahip olduğu ruh aslında yine bir bütün olacak olan O&#8217;dur. Biz aslında O&#8217;nun ta kendisinin bir parçasıyız. Ufacık bir parçasıyız. Bunu anlamak zor değil gökyüzüne bir bak ve bu bütün evreni yok edebilme ya da yaratabilme gücün var mıdır? Bilimin her dalında aslında biz ne kadar O&#8217;nun bir parçası olduğumuzu görmekteyiz.</p>
<div id="attachment_68" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-68  " title="Big Bang" src="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/wp-content/uploads/2011/12/big-bang-300x168.jpg" alt="Büyük Patlama" width="300" height="168" /><p class="wp-caption-text">Big Bang (Büyük Patlama)</p></div>
<p>Büyük Patlama (Big Bang) deneyi, uzak geçmişe gitmeye gerek yok&#8230; Bakıyoruz ki insanoğlu, deney yaparak yaklaşık evrenin 14 milyar yıl önce nasıl meydana geldiğini o eşsiz doğumun nasıl gerçekleştiğini öğrenmeye çalışıyor. Bunun üzerine yapılan deney sonucu yeni bir madde ortaya çıkararak Hikmet Parçacığını bulmayı başarıyorlar. Böylece aslında, ilk doğumun oluşmasında ortaya çıkan evrenin temel taşlarının küçük bir örneği bulunuyor. O&#8217;nun paradigması içerisine git gide yaklaşıyor insanlık deneyleri ile ve bu yakın bir zamanda ilk doğumun yani Evrenin Oluşmasının sırlarının ortaya çıkmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Yaratıcı gücün kaynağı, çok uzaklarda olmadığını bilmeliyiz&#8230; Aslında O bizim olduğumuz her yerdedir&#8230;</p>
<p>Rüzgar Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/teoloji/o-biz-mi-biz-o-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vecizeler IV</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-iv.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-iv.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 21:36:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Vecizeler]]></category>
		<category><![CDATA[Amelie]]></category>
		<category><![CDATA[Eddi Anter]]></category>
		<category><![CDATA[Epiktetos]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Hayyam]]></category>
		<category><![CDATA[Osho]]></category>
		<category><![CDATA[Paulo Coelho]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[&#8221;Güçlü bir umut, yaşam için, ortaya çıkmış herhangi bir tek gerçek mutluluktan çok daha büyük bir uyarıcıdır&#8230;&#8221; Friedrich Nietzsche ‎&#8221;Bedenin ihtişamı, bedenin kendisi yüzünden değildir; o ev sahibidir&#8230; İhtişam, misafir yüzündendir&#8230;&#8221; Osho &#8220;Gerçek sen, içindeki sen, başkalarının biçimlendirmediği sendir&#8230;&#8221; Paulo Coelho &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-iv.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221;Güçlü bir umut, yaşam için, ortaya çıkmış herhangi bir tek gerçek mutluluktan çok daha büyük bir uyarıcıdır&#8230;&#8221; Friedrich Nietzsche</p>
<p>‎&#8221;Bedenin ihtişamı, bedenin kendisi yüzünden değildir; o ev sahibidir&#8230; İhtişam, misafir yüzündendir&#8230;&#8221; Osho</p>
<p>&#8220;Gerçek sen, içindeki sen, başkalarının biçimlendirmediği sendir&#8230;&#8221; Paulo Coelho</p>
<p>&#8220;Nefsin ejderhadır&#8230; Öldü sanma, uykuya dalar o&#8230; Dertten eline fırsat düşmediği için uyur&#8230; Derdin bitince çıkar hemen&#8230; Hüner; dertsizken de nefsi uykuda tutmaktadır&#8230;&#8221; Mevlana</p>
<p>‎&#8221;Bir çocuk taşa takılıp düşerse neyi kaldırırsın? Çocuğu mu? Taşı mı? Düşün. Bil ki şayet taşı kaldırırsan bir başkası da sonradan düşmez, çocuk zaten kendisi öyle böyle düştüğü gibi kalkacaktır ve kalkar. Önünde duran taş bir engel midir yoksa senin yükselebilmen için bir basamak mıdır? Bunu da sorgulamayı ihmal etme&#8230;&#8221; Eddi Anter</p>
<p>&#8220;Hayat asla sahnelenemeyecek bir oyunun sonsuz tekrarından ibaret&#8230;” Amelie</p>
<p>‎&#8221;Bizler spiritüel bir deneyim yaşayan insanlar değiliz. Biz insani deneyim yaşayan spiritüel varlıklarız&#8230;&#8221; Epiktetos</p>
<p>&#8220;Lüzum sıfatına sahip olmayanlara kötü davranmak mı gerek? Yoksa onlara lüzum sıfatını vermek mi gerek? Yardımcı olup bunu sağlamalı ancak lüzumsuz insan bunu kabullenmişse ya?&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;İki tür göz vardır: Bedenin gözü ve ruhun gözü&#8230; Bedenin gözü kimi zaman unutabilir; ama ruhun gözü her zaman anımsar.&#8221; Ömer Hayyam</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-iv.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vecizeler III</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-iii.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-iii.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 21:26:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Vecizeler]]></category>
		<category><![CDATA[Duygular]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmişini Bilmek]]></category>
		<category><![CDATA[İlkler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Felsefe, insanın gücü ölçüsünde yüce Yaratici/lar olanın fiillerine benzemesidir.&#8221; Rüzgar Yılmaz &#8220;İnsanlar, kendilerine layık oldukları hayatı seçerler&#8230; Bunun sonucu olarak layık olduklarını zaten kendileri bulurlar&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz &#8220;İnsan, belli başlı kültürlere sahip olduğu sürece insandır&#8230; Kültürün vermiş olduğu ilkeler ve &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-iii.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Felsefe, insanın gücü ölçüsünde yüce Yaratici/lar olanın fiillerine benzemesidir.&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;İnsanlar, kendilerine layık oldukları hayatı seçerler&#8230; Bunun sonucu olarak layık olduklarını zaten kendileri bulurlar&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;İnsan, belli başlı kültürlere sahip olduğu sürece insandır&#8230; Kültürün vermiş olduğu ilkeler ve düzen bozulursa, insan olma özelliğini de kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalır&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;Zaman, kültür düzeni karşıtı olduğu kadar, gizliden kültür düzeninin içerisinde bulunmaktadır&#8230; Kültür düzenini, her ne kadar zaman bozacak gibi görünsede&#8230; Kültür düzeni, kutsal olarak kabulü sayesinde zaman yıkamamıştır&#8230;.&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;Geleceği olmayan her toplum ya da birey, yok olmaya mahkumdur&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;İnsan olmak, kimliğini bilmektir&#8230; Geçmişini bilmeyen şuanın insanlığını bilemez&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;İlkler her zaman mükemmeldir&#8230; Çünkü birşeyi bilmek için ilk nasıl meydana geldiğini bilmek gereklidir&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;Duygular, öldürün onları! Çünkü onlar başarınızın önünü keserler&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-iii.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vecizeler II</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-ii.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-ii.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 21:12:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Vecizeler]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>
		<category><![CDATA[Shaw]]></category>
		<category><![CDATA[Sokrates]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Müzik yapmak var olanı çalabilmek mi? Yoksa yenileri oluşturmak mıdır?&#8221; Rüzgar Yılmaz &#8220;Gereksiz bilgi yoktur, gereksiz insanlar vardır&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz &#8220;Gereksiz insanlar, yararlı bir gelişim gösteremezken, bilgi, elbet bir alanda yararlı bir gelişim gösterir&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz &#8220;Şuanda beklerken düşünüyorum da &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-ii.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Müzik yapmak var olanı çalabilmek mi? Yoksa yenileri oluşturmak mıdır?&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;Gereksiz bilgi yoktur, gereksiz insanlar vardır&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;Gereksiz insanlar, yararlı bir gelişim gösteremezken, bilgi, elbet bir alanda yararlı bir gelişim gösterir&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;Şuanda beklerken düşünüyorum da kötülük yoktur cehalet vardır. İyilikte yoktur bilgi vardır&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;ve suçlu hissetmeyin. Kimse benim ölümümden sorumlu değildir, sorumlu benim&#8230;&#8221; Sokrates</p>
<p>&#8220;İnsan, ilim ve bilimde yaptıkları ile bugünde mi kalır?&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;‎Bilgeliği seven, Tanrı ile budala arasında kalmış adamdır&#8230;&#8221; Platon</p>
<p>&#8220;Bu dünyada başarıya ulaşan insanlar istedikleri şartları yakalayan insanlardır. Eğer onları bulamazlarsa, kendileri yaparlar&#8230;&#8221; Shaw</p>
<p>&#8220;Zevkin kölesi olmamak, zevk kölen olmak.&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-ii.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vecizeler I</title>
		<link>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-i.html</link>
		<comments>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-i.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 20:49:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ruzgar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Vecizeler]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[Kuan-Tzu]]></category>
		<category><![CDATA[Malcolm X]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>
		<category><![CDATA[Plutarkhos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[‎&#8221;Zenginlikle doğruluk öyle ayrı şeylerdir ki, ikisini teraziye koydun mu, kefelerin biri hep aşağı iner, öteki yukarı çıkar&#8230;&#8221; Platon &#8220;Zenginliği olmayan adamı, adamlığı olmayan zengine yeğ tutarım&#8230;&#8221; Plutarkhos ‎&#8221;Birine balık verirsen, doyar bir defalık. Balık tutmayı öğretirsen, doyar bir ömürlük&#8230;&#8221; Kuan-Tzu &#8230; <a href="http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-i.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>‎&#8221;Zenginlikle doğruluk öyle ayrı şeylerdir ki, ikisini teraziye koydun mu, kefelerin biri hep aşağı iner, öteki yukarı çıkar&#8230;&#8221; Platon</p>
<p>&#8220;Zenginliği olmayan adamı, adamlığı olmayan zengine yeğ tutarım&#8230;&#8221; Plutarkhos</p>
<p>‎&#8221;Birine balık verirsen, doyar bir defalık. Balık tutmayı öğretirsen, doyar bir ömürlük&#8230;&#8221; Kuan-Tzu</p>
<p>&#8221;Kuş olmayanın uçurumlar üzerine yuva kurmaması gerekir&#8230;&#8221; Friedrich Nietzsche</p>
<p>‎&#8221;Bazı insanlar kendi güneş sistemlerinde yaşarlar; onları orada ziyaret etmek gerekir&#8230;&#8221; Friedrich Nietzsche</p>
<p>&#8220;9 Yıl boyunca hergün saat 5 olduğunda istasyona geldi ve bekledi, elbet gelecek diye, ya da gelmeyeceğini bilmesine rağmen&#8230; Bunu bir hayvan insanoğluna karşı yapabiliyorken, neden biz kendi türümüze bunu yapamıyacakmışız?&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;Çocukken o kadar fakirdik ki ‘satılık değil’i bir marka zannederdim&#8230;&#8221; Malcolm X</p>
<p>&#8220;Hayat içine daldığınız zaman, derinliğini görebileceğiniz bir denizdir&#8230;&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
<p>&#8220;Kraliyet mallarını kendinden başka bir kana sahip birine bırakmak istemez. Ancak cumhuriyet öyle mi kendinden başka her kana satar.&#8221; Rüzgar Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.felsefe.ruzgaryilmaz.com/vecizeler/vecizeler-i.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

